splash
SOLDAKİ ?
Önceleri atari oyunlarına hevesli olan bu arkadaşınız, teknik lise bilgisayar bölümüne yazıldıktan sonra dikkatini bilgisayar ve yazılım...(Devamı...)
Yazar: Serdar BÖLÜM Tarih: Mart 7th, 2010

Sql Server’da durum nasıl bilmiyorum ama geçenlerde Oracle’da şöyle bir durum farkettim: Where kısmında kullandığımız NOT IN komutu, IN komutunun birebir tersi şeklinde bir sonuç getirmeyebiliyor. Şart kısmında belirttiğimiz değerler içinde NULL olan kayıt varsa işler oldukça değişebiliyor. Küçük bir örnekle açıklamak gerekirse:

 

Medya & Gündem

Selam olsun “kuru et yiyen kadının oğlu”na!

Yazar: Serdar BÖLÜM Tarih: Nisan 22nd, 2009

Haşmet Babaoğlu’dan yine güzel bir yazı. Ben beğendim. Siz de beğeneceksiniz umarım.

“Mekke’nin fetih günüydü…Bir adam Resulullah’ın yanına yaklaştı. Korkudan, heyecandan titriyordu.

Resulullah da gördü adamın bu halini ve dönüp seslendi: ” Titremene lüzum yok, ben kral değilim ”

Ve ardından dedi ki; ” Kureyşli kuru et yiyen bir kadının oğluyum ben.”

Bu hadisi her okuyuşumda sarsılırım.

Düşünün…

Mekke’yi fetheden kuvvetlerin başındaki kişinin ve Peygamber’in önünde titremez de insan, kimin önünde titrer? ”

İktidarı olağanüstüleştirme ” insanlık tarihi kadar eski bir hikâyedir çünkü..

Hatta geçmek bilmeyen bir hastalıktır.

Güçlülerin, militerlerin, kendine soy sop iktidarı ve havası yaratanların, en sıradan makamların sahiplerinin önünde korkar, ezilir, büzülür, titrer insan..

Ya bugün?

Popüler şöhret denen şeyden bir parça nasiplenmiş kişilerin bile yanına yanaştığında titremeye kapılıp ağzını açamayanları görürsünüz.

Nedir Peygamber’i böyle davranmaya, böyle söylemeye iten?

İlk akla gelen hep tevazu kavramı olur bu durumlarda.

Tevazu deyip geçmek doğru olur mu?

Hayır! Yanlış olur.

Hele tevazuyu alçakgönüllülük veya kendini küçültme olarak ele alıyorsanız, bu iyice yanlış olur.

Çünkü ” Titremene lüzum yok, ben kral değilim ” diyen Hz.Muhammed, unutulmamalıdır ki, Adem Aleyhisselam’dan beri Peygamber olduğunu, yani ” fark “ını hep dile getirmiştir.

Burada vurgulanan şey…

İsmet Özel’in sözleriyle ” kralın ve krallığın çarpıklığıdır .” (40 Hadis, İsmet Özel. 2005, Şule Yayınları.)

Daha doğrusu, âlemde ” kral olma “nın; saltanat kurup, saltanat sürmenin çarpıklığı dır burada altı çizilen, hiç kuşku yok!

” Kureyşli kuru et yiyen bir kadının oğluyum ben ” sözüne gelince…
Nasıl da ürperticidir!

Elbette bu meselelerin acemisi ve ilahiyatçılara hem saygı duyup hem de kibirlerinden ürken biri olarak altından kalkamayacağım kadar ileri gitmek istemem.

Ama Peygamber’in bu sözünde tatlı bir dalga geçmeyle, derin bir “hakikat”in bir arada bulunuşunun beni çok etkilediğini söylemeliyim.
Belli ki, yanında tir tir titreyen adama şunu hissettirmek istemiştir.

Demek istemiştir ki…

Peygamberim, farkım bu..

Başka farkım yok.

Sen ve ben insanız.

Beni sana üstün kılacak, ne soy sop, ne kavim ne de bir iktidar bağı olamaz.

Bu konuyu neden açtım, neden bu hadisi köşeme taşıdım?
Anlatayım..

Kutlu Doğum Haftası’ndayız.

Fakat malum merkez medyanın şu köşelerinde her konuda yazarız, atarız tutarız da, bu konulardan köşe bucak kaçarız!

Ben bu tavrı hiç anlamam, anlayamıyorum.

Çağın bütün frekanslarına, bütün sorunlarına, bütün tatlarına açık biriyim.

Ama aynı zamanda bu coğrafyanın, bu tarihin, bu manevi iklimin insanıyım.

Yazım, sözüm, fikrim ve duygularım nasıl o iklimden ve o iklimin meselelerinden uzak durabilir ki!

İstedim ki, Kutlu Doğum Haftası vesilesiyle okurlarıma Peygamber’in (pek öne çıkmamış) bir sözünü hatırlatayım.

Belki bu noktadan başlayarak..

İslam ve ırkçılık; İslam ve hiyerarşi; İslam ve iktidar; İslam ve eşitlik konularını bir daha düşünme şevki doğar içimizde!

Haşmet Babaoğlu

Ünlü Olduk :)

Yazar: Serdar BÖLÜM Tarih: Nisan 10th, 2009

Yaklaşık bir ay önceydi sanırım. Kadıköy’de bir arkadaşa bilgisayar almakla uğraşırken Fatih aramıştı. “Etohum toplantısı var. Ben ordayım şu an sen de gel” demişti. Ben de Fatih’i kırmayıp davetine icabet ettim(bkz. Müslim, Nikâh, 97-98).

Toplantı(Seminer de olabilir) Sunumax sisteminin tanıtımı üzerineydi. Sistemi kuran şahıslar, nereden nereye, nasıl geldiklerini uzun uzun anlattılar; bizim için de ufuk açıcı bir toplantı olmuş oldu, eksik olmasınlar(Toplantının içeriğinden de bahsettim ki ayıp olmasın). (daha fazla…)

Ahmet Altan – Ezan

Yazar: Serdar BÖLÜM Tarih: Ekim 16th, 2008

Ahmet Altan medyanın ve entellektüel dünyanın en ilginç isimlerinden gerçekten de. Her zaman erzber bozan yazılarıyla ilgimi çekmeyi başarmıştır. İnançsız biri olarak dine olan ilginç yaklaşımı ile yine dikkatimi çekmeyi başardı. Bu ilginç yazıyı sizinle de paylaşma ihtiyacı hissettim. (daha fazla…)

Çok Güzel Hareketler Bunlar! Başlıyor

Yazar: Serdar BÖLÜM Tarih: Ekim 8th, 2008

Yılmaz Erdoğan’daki mizah tarzı her zaman ilgimi çekmiştir. Hem her yaş grubundan insanın anlayabileceği basitlikte, hem de “nerden buldu bu espiriyi” tepkisini vermemize sebep olacak güzellikte espirileriyle yıllardır mizah konusundaki idolüm olmuştur. (daha fazla…)

Sabah

Yazar: Serdar BÖLÜM Tarih: Ağustos 22nd, 2008

Kötü bir baş ağrısıyla uyandım.

 

Pek sevilmeyen eski tanıdıklar gibi bu baş ağrıları.

 

Aniden geliyorlar, onları tanıyorum, beni şaşırtmıyorlar ama bunaltıyorlar.

 

Beynim, kafamdan çıkmak ister gibi genişleyerek esniyor sanki.

 

Gözlerim, yuvalarından taşıyor.

 

Alnımı serin bir yere dayayıp, gözlerimi kapatmak istiyorum. (daha fazla…)